Bir yönetim toplantısının sonunda herkes işlerin durumunu öğrenmiş olabilir. Peki toplantı bittikten sonra neyin değişeceği de belli midir? Birçok kurumda gündem dolu, sunumlar ayrıntılı, göstergeler düzenlidir. Buna rağmen aynı sorun bir sonraki toplantıya taşınır. Çünkü veriler paylaşılmış, görüşler alınmış; fakat bir karar verilmemiştir. Stratejik yönetimde toplantının değeri, konuşulan başlık sayısıyla ölçülmez. Alınan kararın açıklığı ve sonrasında ne olduğuyla anlaşılır. Kararın yerini alan üç alışkanlık “Biraz daha veri toplayalım.” Bazen gerekli bir adımdır. Ancak hangi bilginin kararı değiştireceği söylenmiyorsa, araştırma süreci uzayıp gider. “Tüm seçenekleri açık tutalım.” Seçenekleri değerlendirmek faydalıdır. Fakat kaynak tahsisi gerektiğinde her seçeneği açık tutmak, fiilen hiçbirine yeterince yatırım yapmamak anlamına gelebilir. “Ekipler kendi aralarında netleştirsin.” Ekipler uygulama ayrıntılarını çözebilir. Birimler arasında öncelik veya kaynak çatışması varsa yön ...
Strateji üzerine konuşmak kolaydır. Strateji yazmak mümkündür. Ama stratejiyi hayata geçirmek… işte asıl mesele budur. Bugün birçok organizasyon; güçlü analizler yapıyor, detaylı planlar oluşturuyor, hatta OKR’ler, KPI’lar ve yol haritaları belirliyor. Ancak buna rağmen sonuçlar çoğu zaman beklentinin gerisinde kalıyor. Peki neden? Çünkü strateji çoğu zaman tasarım aşamasında değil, uygulama aşamasında kaybedilir. Strateji ile Sonuç Arasındaki En Büyük Boşluk: Uygulama Disiplini Geçmiş yazılarımızda; stratejik düşünme, hedef belirleme, OKR ve dengeli karne gibi araçların önemine değindik. Ancak bu araçlar tek başına yeterli değildir. Strateji şu üç kritik unsurdan oluşur: · Ne yapacağız? (Stratejik yön) · Nasıl yapacağız? (Operasyonel model) · Gerçekten yapıyor muyuz? (Uygulama disiplini) İşte birçok kurum üçüncü noktada kaybeder....